ScreenShot029

İnanç konusunda, kafamızı karıştıran o kadar çok şey var ki, ne düşüneceğimize, ne yapacağımıza, kimi dinleyeceğimize dair bir fikrimiz yok. Herkes bir şeyler söylüyor acaba hangisi doğru?

Bir yandan dünya hayatının cazibesi ve sıkıntıları, diğer yandan ahiret hayatı ile ilgili kafamızda binlerce soru içinde günü kurtarma peşindeyiz.

Öyleyse ne yapmak gerek? Hiçbir şey yapmayıp yaşamaya devam mı etmeli? Bir yerlerden başlamalı mı?

Bu yazıda, kendi bakış açıdmdan, İnanç konusunda nasıl bir yaklaşım metodu geliştirdiğimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Hayatta yapılması gereken o kadar şey, binlerce kişiden duyduğumuz o kadar bilgi var ki, insanın İnanç konusunda kendine bir yol çizmesi neredeyse imkansız hale geliyor.

Bu durumda, dünya hayatının getirilerine odaklanıp,  manevi açıdan hissettiğimiz eksikleri, maddi hazlarla bastırmaya çalışarak yaşıyoruz.

Oysa içimizde bir ses ‘mana mana’ diye bağırıyor.

Madde değil ruha huzur veren, ancak manadır;
Görmüyorsa gözlerin, anla ki hakikate âmâdır!

Peki bu kadar kirli bilgi varken biz bu manaya nasıl erişebiliriz?

Farketmiyoruz ama bizi hep başkalarının yönlendirmesine izin veriyoruz. Özellikle İnanç konusunda, farkında olmadan, etrafımızdakiler düşünce dünyamızı ve yaşamımızı etkiliyor. Buna izin veren bizleriz.

Bir şekilde, çoğunluğun gittiği yoldan gitmenin en güvenli yol olduğuna kendimizi inandırmışız. Oysa bu durum her zaman geçerli olmayabilir.

İnsanın, hayatının rotasını çizebilmesi için bazı gafletlerden kurtulması gerekiyor.

Ben bunları şöyle özetliyorum:

  1. Çoğunluğa uymak, insanı çoğu zaman yanlışa sürükler (Bkz. ilgili yazı)
  2. Dünya hayatının cazibesine kapılıp ölmeyecek gibi yaşamak, gerçeği reddetmektir.
  3. İnsan örnek almayı değil, örnek olmayı hedeflemelidir. (GY)
  4. Bize küçükten beri öğretilenlerle büyümemiz, onların hepsinin doğru olduğunu ifade etmez.
  5. Hayatı ve İnanç konusunu sorgulamak boşa çaba veya yasak değildir.
  6. Düşünmek sana mı kaldı, boş ver diyenler, sizi kendi karanlıklarına çekmek isteyenlerdir.
Benim yaklaşımım nasıl?

İnanç konusunda aklı kurcalayan binlerce soru var biliyorum. Bu binlerce soru ile ilgili de binlerce yorum ve görüş de var. Hatta bu görüşlere karşı öne sürülen en az o kadar karşı görüş var. Bunların arasından kendi yolumuzu nasıl buluruz diye ben de çok düşündüm.

Örnek verecek olursak, inanan biri olarak Kur’an’ın doğru olduğunu düşünüyoruz ama birileri çıkıp çeşitli ayetleri göstererek bize Kur’an’da çelişkiler olduğunu söylüyor.. Veya İslamda kadının erkekten daha değersiz olduğunu bize söylüyor birisi. Bir fizikçi çıkıp evrenin kendi kendine var olabileceğini söylüyor.

Bu durumda biz, bilgimiz olmadan dini savunmaya mı geçmeliyiz, yoksa hocamızın bize anlattığını mı tekrarlamalıyız yoksa sinirlenip karşımızdakine küfür mü etmeliyiz?

Bunlar belki birer örnek ama hayat içinde pek çok kez karşımıza inandığımız şeyin yanlış olduğunu söyleyenler çıkıyor. Hatta birilerinin çıkmasına da gerek yok, aklımız bize zaten birçok soru soruyor.

Bu gibi durumlara karşı sağlam bir İnanç sahibi olabilmek için, insanın çokça araştırma yapması gerekiyor. Bundan hareketle, kendime hakikate ulaşma konusunda bir yol haritası çizdim. Onu sizinle paylaşmak istiyorum.

İnanç Piramidi

Benim düşünceme göre, İnanç akla aykırı olamaz. Aklın kabul etmekte zorlandığını, kalp de kabul edemez. Nitekim, çoğu inanan insan bu çelişkiler içinde gel-git’ler yaşıyor. Öyleyse, tüm bu bilgi kalabalığını, toz bulutunu düzenlemek için bir metoda, bir yol haritasına ihtiyacımız var.

Ben bu metodun adına İnanç Piramidi dedim ve aşağıdaki gibi bir şemayla bunu izah etmeye çalıştım.

İnanç piramidi

TEMEL İLKELER:

İnanç piramidi, bizim kafamızdaki bir çok farklı konuyu bir hiyerarşi içinde ele almamızı sağlıyor. Bu sayede, kafa karışıklığı yaşamamızın önüne geçebilmemizi sağlıyor. Bunun daha net anlaşılması için bazı temel prensipler belirledim:

  • Değerlendirme ilk basamaktan başlamalıdır.
  • Her basamak kendi içinde değerlendirilmelidir.
  • Bir basamakta olumlu sonuca ulaşıldıktan sonra diğer basamağa geçilmelidir.
  • Bir basamakta karşılaşılan sorun, bir önceki basamakta ulaştığımız sonucu kökten zedelemez.
  • Tüm basamaklar bitirilerek en son gelinen noktadaki durum inanca esas alınmalıdır.

Siz de farkedeceksiniz ki, basamaklarda yükseldikçe,  soruların önemi azalıyor ama sayısı artıyor.

Şimdi basamakları tek tek inceleyelim:

1. VARLIK: Bir Yaratıcı var mı?

Kafamızda bir düşünce düzeni oluşturmak için, netleştirmemiz gereken ilk şey, bir yaratıcı olup olmadığı konusu olmalı. Bu, sadece dini hayatımızı etkileyen bir şey değil, hayata tüm bakışımızı şekillendiren bir şey.

Zira, eğer yaratıcı varsa, varlığın tek merkezi şüphesiz yaratıcı olacaktır. Geri kalan her şey de Allah temelli şekillendirilmelidir.

Eğer bir yaratıcı yoksa, o zaman din gibi bir şey de olamaz, insanüstü bir otorite de olamaz, günah-haram vb. kavramlar da olamaz, ahiret hayatı da olamaz vesaire. Bu da yaşama bakışımızı kökten değiştiren bir durum olur.

O nedenle bu başlık altında en az aşağıdaki sorulara cevap bulmalıyız:

  • Yaratıcı var mı?
  • Kainat ve insan tesadüf eseri oluşmuş olabilir mi?
  • Yaratıcı hangi özelliklere sahiptir?
  • Tek bir yaratıcı olduğunu nasıl bilebiliriz?

Eğer bu aşamada bir yaratıcı olduğu fikrine ulaşmışsak 2. basamağa geçebiliriz. Eğer hala bu sonuca ulaşamadıysak, aklımızda soru işaretleri varsa araştırmaya devam etmeliyiz. Eğer, kesinlikle yaratıcı olmadığına kanaat getirilirse o zaman sonraki basamaklara geçmek anlamsızlaşır.

Bu madde, dinden bağımsız olarak kendi içinde değerlendirildiği için, dindeki hata iddiaları ile Allah’ın varlığının reddedilmesi, buradaki değerlendirmeye iddia etmez. Kaldı ki, sonraki maddeler de bana göre, Allah’ın varlığını destekleyen unsurlar ortaya çıkarır.

2. DİN: Yaratıcı insanlara din gönderdi mi?

İlk basamakta bir yaratıcının var olduğuna kanaat getirdiysek, ikinci olarak sormamız gereken soru, yaratıcının insanlarla iletişime geçip geçmediği olmalı. Eğer din diye bir şey varsa, bu dinin nasıl bir mesaj getirdiğine odaklanmamız kaçınılmaz olacaktır.

O halde bu basamakta aşağıdaki sorulara cevap aramalıyız:

  • Yaratıcı insanlara neden din gönderir?
  • Hangi din gerçekten yaratıcıdan gelmektedir?
  • İslam geçerli dinse neden en son gönderildi?
  • Kur’an başka kaynaklardan esinlenerek mi yazıldı?
  • Kur’an’ın değişmediğini nasıl bilebiliriz?
  • Kur’an’ı insan yazmış olabilir mi?

Bu aşamaları geçirdikten sonra hangi dinin gerçekten yaratıcıdan geldiğine kanaat getirmiş olabiliriz.

Tabi bunu pratik olarak gerçekleştirmek için tümdengelim yöntemini uygulamak daha doğru olacaktır. Yani, bize en yakın gelen dinin doğruluğunu test etmek daha mantıklıdır.

Aksi halde dünyadaki tüm dinlerin değerlendirmesi için zamanımız yetmez. Ancak, dünya üzerinde daha çok kişinin benimsediği dinlerin de (Hristiyanlık, Yahudilik gibi) değerlendirmeye dahil edilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır.

3. YAŞAM : Hayatın anlamı nedir?

Dinin var olduğunu ve yaratıcıdan geldiğini kabul etsek de, hala daha yaşamımızı şekillendirmek için cevaplanması gereken birçok soru bulunuyor. Bu soruları cevaplamadan, dini benimsemek ve tatbik etmek pek de mümkün olmuyor. Hemen hemen herkesin sorduğu bu tür sorular hayatın anlamı başlığı altında değerlendirilmeli.

Bu başlık altında sorulabilecek sorulara sınır getirmek pek mümkün değil ancak aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Allah insanı neden yarattı?
  • Allah insanları neden eşit şartlarda yaratmadı?
  • Dünyada neden kötülükler var?
  • Neden küçük çocukların ve masumların acı çektiği bir hayat var?
  • İnsanlar neden imtihan ediliyor?
  • Yaşam süresi herkes için yeterli mi?
  • İnsanlar neden cehennem gibi bir cezayla tehdit ediliyor?
  • İnanmayanlar neden sonsuz cehenneme gidiyor?

Dediğim gibi, sorular çok fazla detaylandırılabilir. Nitekim, Yaratılış, Adalet ve İmtihan başlıkları altında birçok soru sorarak, bu sitede cevaplamaya çalıştım. Yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

Çoğu insan, 3. nolu başlık altındaki sorulardan hareketle dinden uzaklaşıyor veya ateist oluyor. Oysa, ilk iki basamağı kendi içinde değerlendiren ve olumlu sonuca ulaşan insan en başa dönmemeli.

Bu, belki 3. basamağı daha farklı bir bakış açısıyla ele alması gerektiğini gösterir.

4. KULLUK: İnsan nasıl yaşamalı?

İlk üç basamağı geçen insan, ilk etap için sağlam temeli olan bir inanca sahip olmuş oluyor, ancak tam bir İnanç için hala daha çözülmesi gereken bazı meseleler var. Zira, buraya kadar ki meseleler, imani açıdan yaklaşarak cevap aradığımız sorulardı. Bundan sonrakiler ise, uygulamaya dönük hususlar.

Dolayısıyla, bu basamakları incelemek de oldukça önemli. Eğer bu basamakları tamamlamazsak, o takdirde iyi bir İnanç sahibi olduğumuzu zanneder ama gerçekte dinden uzak bir hayat sürmüş oluruz.

O nedenle, bu başlıkta da temel olarak aşağıdaki sorulara cevap aramalıyız:

  • Allah neden emir ve yasaklara uyulmasını bekliyor?
  • Allah’ın insanın ibadetine ihtiyacı mı var?
  • İnsan Allah’a nasıl yönelmeli?
  • İbadetler nasıl yerine getirmeli?
  • İbadetlerdeki özü ve ruhu nasıl kavramalıyız?
  • Kulluk için aracılara ihtiyacımız var mı?
  • Allah ile bağlantımız nasıl olmalı?
  • Kur’an hangi ahlaki prensipleri benimsiyor?
  • İnsanın diğer insanlara karşı tavrı nasıl olmalı?
  • Mezhepler nasıl değerlendirilmeli?

Bu soruları cevaplayarak sonraki basamağa geçebiliriz.

5. İNSAN: Beşeri ilişkiler nasıl olmalı?

Son basamak olan İnsan başlığında, insanlar arası ilişkiler ve sosyal hayatın nasıl düzenlenmesi gerektiğiyle ilgili konuların ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Önem sırasına göre baktığımda, öncelikle, üstteki hususların halledilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bunlar doğru yerine oturduğunda, zaten bu basamaktaki hususlara daha bir kendimizden emin şekilde yaklaşabiliriz.

Örneğin, bu başlık altında ele alınmasını uygun bulduğum İslamda kadının ikinci sınıfta olup olmadığı hususu, bazıları tarafından sanki ilk ele alınması gereken bir hususmuş gibi düşünülebiliyor ve buna göre bir yaratıcı yok demek ki sonucuna ulaşılabiliyor.

Oysa, inanç piramidi yaklaşımına göre, ilk 4 başlığı sağlam bir şekilde geçen insanın, 5. başlıkta kafasına yatmayan bir durumla karşılaşması onu en başa götürmez. Eğer ilk 4 basamak kafasına tam yatmışsa, bu basamakta henüz çözemediği hususlar olduğunu düşünüp üzerine gitmesi daha makul seçenek olacaktır.

Çünkü, kadının ikinci planda olduğu iddiası, 1. maddede Allah’ın varlığı ile ilgili ortaya sunulan delilleri ya da 2. maddede Kur’an’ın gerçekten yaratıcı tarafından gönderildiğine ilişkin sağlam delilleri kökten çürütemez.

Bu başlıkta da epeyce bir soruya cevap vermemiz gerekir:

  • İslamda zorlama var mıdır?
  • İslamda evlilik nasıl yapılmalı?
  • İslamda yardımlaşma nasıl yapılmalı?
  • Kadın islamda ikinci planda mı?
  • Erkek-Kadın ilişkisi nasıl olmalı?
  • İslamda kölelik ve cariyelik kavramları nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’an haksız yere öldürmeyi mi öğütlüyor?
  • Günlük hayatta hangi suça hangi cezaların verilmesi öneriliyor?
  • İslamda iktisadi konular nasıl ele alınıyor?
  • İslamda aile ve akraba ilişkileri nasıl olmalı?
  • İslamda tebliğ nasıl yapılmalı?
  • İslamda eğitim nasıl yapılmalı?

Sorular elbette artırılabilir. Önemli olan sorunun hangi kategoriye girdiğini belirleyebilmek.

İnanç Piramidi ne fayda sağlar?

Bu 5 basamağı sırasıyla tamamlayan insan, doğru temellendirdiği, aklen de, kalben de tatmin olduğu bir inanca sahip olmuş olur. Kafa karışıklıklarını bir bir gidermiş olmanın rahatlığını yaşar.

Dini, başkalarından öğrendiği şekliyle veya onlara muhtaç halde yaşama zorunluluğundan kurtulur. Herkesin bilgisinden faydalanır ama en doğru olanı Allah’ın kendisine verdiği aklı kullanarak seçer.

Dini konuları derinlemesine incelediğinden, dindeki özü kavrar ve şekilci bir müslümanlıktan, ruhunu kavradığı bir islama geçer. İslamdaki ahlaki unsurları hayatına yansıttığı için örnek bir insan haline gelir.

Aklı kurcalayan yeni sorulara maruz kaldığında, öncelikle bunu hangi basamakta yer alması gerektiğine karar verir ve tek bir hususun, inancını kökten sarsacak bir şey olmadığını bilerek araştırmasını yapar.

İnanç piramidi, bizi, bilim, felsefe gibi diğer disiplinler alanında da geliştirir. Öğrenmeye daha açık, dünya ile daha entegre, etrafına daha faydalı bir birey haline gelmekte yardımcı olur.

Ayrıca, bu aşamaları geçen biri, dünyaya gönderilme amacına uygun bir iş yapmış olmanın iç huzurunu yaşar.

Her şeyden önemlisi, Allah’ın rızasını kazanma noktasında önemli bir adım atmış olur.

Umarım bu yazı, bir sürü bilgi kirliliği içinde, hayata ve dine nasıl yaklaşmanız gerektiği konusunda size de fayda sağlar.

..De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.  Zümer, 9

 

Not: Bu amaca hizmet etmesi için,  sitedeki yazı kategorilerini de İnanç Piramidi‘ne uygun olarak belirledim. Bundan sonraki yazılarım, kısmet olursa, yukarıdaki verilen  veya bunlara benzer soruları cevaplamaya dönük olacaktır.

Selamlar

Gökhan