Kamer 17 ayetinin izahı.

Yeni yılla birlikte, Allah izin verirse, her hafta bir ayeti buraya taşımayı düşünüyorum. Diğer yazılara zaman buldukça devam etmekle birlikte, en önemli olanın Kur’an’dan kopmamak olmasından hareketle böyle bir karar aldım. İnşallah uygulayabilirim. Bu ayetler, hem kendim için hem de burayı takip edenler için faydalı olur ümidindeyim.

 

Esasında yazılarımda zaten temel dayanak noktam Kuran ayetleri oluyor. O nedenle şimdiye kadar yazılarda yüzlerce ayetten bahsettim. Ancak bu seri, sadece ayet odaklı olması açısından ayrı bir anlam taşıyor.

Ayetimizi vererek başlayalım:

 

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54- Kamer, 17

Bu seriye başlarken ilk bu ayeti seçmek istedim.  Çünkü, ne yazık ki Kuran okumanın önemini bir türlü kavrayamıyoruz. Kuran bize çok yakın ama maalesef biz ona çok uzağız. Bu sebeple, Kamer suresi içinde tekrarlanan bu ayeti hatırlamamızın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Kuran’da Yemin

Ayet bir yeminle başlıyor. Allah Kuran’ın pek çok yerinde vurguyu güçlendirmek, anlamı kesinleştirmek, dikkat çekmek maksatlı yeminler ediyor. Buradan anlıyoruz ki yemin sonrası gelen ifadelere ayrı bir dikkat göstermeliyiz.

Zikretmek ne anlama geliyor?

Sonrasında Kuran’ın düşünüp, öğüt almak için kolaylaştırıldığı ifade ediliyor. Ayette geçen لِلذِّكْرِ (lil zikri) yani Zikir için kolaylaştırılması farklı anlamlarda çevrilebiliyor. Kimisi bunu sadece dilde kalan bir eylem veya Kuran’ın ezberlenmesi olarak değerlendirirken, çoğu yerde bundan çok daha zengin bir anlamda çevriliyor.

Kuran’ın genelindeki ruha bakarak düşünmek gerekirse, zikir kelimesini; okumak, anlamak, idrak etmek, içselleştirmek gibi geniş bir anlamda kullanmak daha doğru olacaktır.

Çünkü okumak zaten içinde anlamayı da barındırır, anlamak ise düşünmeyi, düşünmek ise sonuç çıkarmayı birlikte getirir. Öyleyse biz Kuran okumak deyince, Arapçasını seslendirmek olarak değil, anlayarak ve ibret alarak okumayı anlamalıyız.

Allah bize Kuran’da birçok ders olduğunu ve bunu bizim anlamamız için Kuran’ın kolaylaştırıldığını belirtiyor. Demek oluyor ki, her kim okursa okusun kendine birtakım kazanımlar elde edecektir. Öyleyse, Kuran sadece birilerinin anlayıp diğerlerine aktaracağı bir kitap olamaz.

Düşünüp öğüt alan var mı?

Ayette bence vurgunun yapıldığı yer, düşünüp öğüt alan var mı? sorusunun sorulduğu kısım. Burada Allah aslında iki anlama gelecek zengin bir ifade kullanıyor.

Bu anlamlardan biri davet anlamında bu sorunun sorulması. Örneğin, birinin bir kalabalığa seslenip ücretsiz kitap dağıtıyorum almak isteyen var mı demesi gibi ‘burada sizin ihtiyacınıza yarayacak bir şey var gelip bakmaz mısınız’ diyerek bizim dikkatimizi çekiyor. Bu kitap sizin ondan faydalanmanızı bekliyor, sizin anlamanız için kolaylaştırıldı buyurun, çekinmeyin gelin anlamında yapılan bir davet.

Diğer anlamında ise uyarı var. Bu kitabı size türlü faydalar sağlayacak bilgilerle donattık, içinde ruhunuzu temizleyecek, zihninizdeki tozları alacak, kalbinizi ferahlatacak pek çok ayet var. Bir de bunu daha iyi anlayın diye kolaylaştırdık hala gelip okumayacak mısınız manasında bir uyarı.

Kendimize soruyor muyuz?

Bir soru cümlesiyle yapılan öyle güzel bir anlatım ki, soru zihninizde dönüp duruyor ve kendinize sormadan edemiyorsunuz ‘acaba ben düşünüp öğüt alıyor muyum’ diye. İşin ilginci, belki çoğu insan buradaki soruyu kendi üzerine bile alarak okumuyor ayeti.

Geçmişteki insanlara hitap edildiğini veya kendine hitap edilmediğini sanıyor. Yahut kendisi bu ayeti okuduğu için uyarının kendisine yapılmadığını sanıyor. Hoş kimileri hiç okumuyor.

Oysa ayet yalnızca okumayı kastetmiyor, okuyup idrak edip yaşamında buna göre değişiklik yapıp yapmadığını sorgulamana neden oluyor.

Öyleyse kendimize samimi olarak soralım.

1-Kuran’ı anlayarak ve düzenli bir şekilde okuyor muyuz?

2-Kuran’ı dersler çıkararak, öğüt alarak ve anlatılanları içselleştirerek mi okuyoruz?

3-Kuran bizim hayatımıza ne kadar dokunuyor, yaşantımızı ne kadar etkiliyor ve değiştiriyor?

 

Bunlar olmadıktan sonra, ne yazık ki başucumuzdaki ecza dolabında bizi kurtaracak ilaç dururken çaresizce hastalığın pençesinde kıvranan hasta gibi olmaktan kurtulamıyoruz. Kuran evimizin duvarında ya da bir dolabında kapalı bir şekilde duruyor ve biz onun hayatımızı aydınlatacağını bilmeden yaşamaya çalışıyoruz.

 

Sağlıcakla kalın

Gökhan

Haftanın Ayeti Dizisinin Önceki ve Sonraki YazılarıHaftanın Ayeti (2): 49 / Hucurat Suresi 13. Ayet >>