Hucurat Suresi 13. ayeti kapsamında milletler arası çatışmalara nasıl bakmalıyız? İslamın ırkçılığa ve ayrımcılığa bakışını nasıl değerlendirebiliriz? Haftanın ayeti bölümünde bugün 49. Sure olan Hucurat suresinin 13. ayetini ele alıyoruz.

Hucurat 13

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى

وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

 

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. 

49- Hucurat, 13

Bu ayeti seçmemin nedeni, günümüzde insanların birbirini hiç düşünmeden, çoğu zaman ne uğruna bile olduğunu bilmeden zedeliyor, kanatıyor oluşu ve İslamın toplumsal ve milletlerarası ilişkilerdeki temel değerlerin bu ayette güzel bir şekilde özetleniyor olması.

Modernizm insanı ne kadar değiştirdi?

Bazı ateistlerin modernizmden dem vurarak İslamın çağ dışı olduğu iddiasını savunduklarını görürsünüz. Peki soralım kendimize madem modern bir çağdayız neden hala açlıkla boğuşan ve hiç umursanmayan insanlar var, neden dünyanın çoğu yerinde savaşlar var, neden hırsları ve arzuları yüzünden her gün milyonlarca insanın işlediği hırsızlıklar, cinayetler, vahşilikler söz konusu? Modernizm eğer teknolojide ve bilimde ileri gitmekse evet moderniz ama kendimize soralım insan ne kadar değişti?

Binlerce yıl önce de insanlar toprak için birbirleriyle savaşıyordu şimdi de öyle. Yüzlerce yıl önce de şehveti, hırsları, arzuları insanı yanlışlara ve pişmanlıklara sürüklüyordu şimdi de öyle. Yapılan yanlışlara bakınca özünde aynı olduklarını görebilirsiniz. Sadece yöntemler ve kullanılan araçlar değişiyor. İnsanın temel özelliklerine ve düştüğü yanlışlara baktığımızda, günümüzde de, eskiden de bu özelliklerin aynı olduğunu görebiliriz.

Allah Hucurat 13’te bir çok noktaya birden vurgu yaparak çok güzel bir özet ortaya koyuyor. Bunları parça parça incelemek gerekirse:

Toplumlar arası etkileşim

Ayette en küçük toplum birimi olarak insan ve ve bir anlamda aile betimleniyor. İki farklı cins olarak yaratılan bireylerden teşekkül eden daha büyük boylara ve kabilelere atıfta bulunuluyor. Bugünün bakışıyla toplumlar ve milletler olarak da değerlendirebiliriz.

Allah bizi her ne kadar bir özden/cevherden yaratmış (A’raf, 189) olsa da, bizi, farklı gruplar halinde yaşayacak biçimde donatmış. Böylelikle insanlar farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde yaşayarak birbirini etkileme, geliştirme anlamında zenginlik kazanmışlar.

Eğer her birimiz aynı topluluğun bir parçası olsak birbirimize benzerdik ve birbirimize katacağımız fazla bir şey de olmazdı. Oysa şu anki durumda, her bir toplum, kendisine göre yıllar içinde geliştirdiği özellikleri  (mimarisi, yemekleri, dili, örf ve adetleri vb.) ile keşfedilmeyi bekleyen bir derya halinde.

Hucurat 13’te belirtilen birbirinizi tanımanız için ifadesi de işte bu farklı toplumlarda gelişen zenginliklerin aktarılması, yükselen değerlerden diğer toplumların örnek alması, ticaretin artması, yardımlaşmanın gelişmesi açısından çok önemli bir tanımlamadır.

Bir anlamda, kendi içinde birçok özelliği barındırmaya müsait bir fıtrat üzerine yaratılan insanın (Rum, 30), farklı coğrafyalarda yaşayarak ve birlikte olduğu diğer insanlardan etkilenerek ne denli zenginleşebilecek bir potansiyelde olduğuna dair de bir örnek verilmiş oluyor.

En önemli olana vurgu

Ayetin kendi içinde çok güzel bir akışı ve uyumu var. İlk kısımda toplumsal yapıyı ve iletişimi özetlerken bir nevi dünya hayatına bakan yön ele alınıyor, ikinci kısımda ise dünya hayatı yanında daha önemli olan ve asıl dikkat edilmesi gerekenin üzerinde duruluyor.

Her ne kadar farklı farklı toplumlara bölünerek medeniyet olarak zenginleşmiş ve gelişmiş olsanız da, teknoloji ve bilim alanında ilerlemiş olsanız da, birbirinize bunları aktararak üst üste ekleyerek ilerliyor olsanız da, her şeyden önemlisi Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olmanızdır deniyor.

Yani dünya hayatında kazandıklarınız, elde ettikleriniz insanoğlu olarak sizi şımartmasın, asıl önemli olan Allah’ın razı olduğu bir kul olmaktır diye bir uyarı olarak da alabiliriz bu ayeti.

İnsan olmak tek başına değerlidir

Ayetten diğer çıkarımda bulunabilecek nokta da neyin Allah için daha önemli olduğunun vurgulanması ve bunun ifade ettikleri. Halen bile insanlar farklı ırktan oldukları için veya farklı oldukları için ayrımcılığa ve aşağılanmaya maruz kalabiliyorlar.

Oysa bu ayette Allah, hepiniz esasında aynı kökten geliyorsunuz o nedenle birbirinizdeki farklı yönleri eleştirmek yerine, bunları bir zenginlik olarak görün diyor. Ancak bununla da bitmiyor mesaj. Ayet, insanın değerini belirleyen şeyin dil, ırkı, renk gibi faktörler değil, Allah’tan kimin daha çok korktuğu ve O’nun emirlerine kimin en çok uyduğu olduğunu söyleyerek, bunun dışında insanların eşit olduğunu da anlatmış oluyor.

Bu anlamda bize çok önemli toplumsal değerleri kazanmaya yarayacak bir bakış açısı kazandırıyor. Daha yakın bir geçmişe kadar insanların rengi yüzünden aşağılandığını hatırlayacak olursak Kur’an’ın 14 asır önce bunu söylemesi gerçekten önemli.

Kardeşlik anlayışı

Allah hepimizin aynı kökten geldiğini vurgulayarak aynı zamanda birbirimize ihtiyacımız olduğunu ve esasında kardeş olduğumuzu da bize anlatıyor bu ayette.  “Öyleyse birbirinizle uğraşmayı bırakın, Allah’a yönelin” mesajı veriliyor.

Günümüzde insanların siyasi, ekonomik vb. nedenlerle başka toplumların kaynaklarına göz diktiklerini dikkate alacak olursak, ayetin önemi daha da artıyor. Ayet, bu amaçlar yerine, insanın yaratıcısını tanıması ve O’na daha iyi bir kul olma yolunda tüm eforunu harcamasının önemine dikkat çekiyor.

Neticede kim hangi amaçla ne yaparsa yapsın Allah bunların hepsinden haberdar olduğunu ayetin sonunda belirterek kendimizi tekrar gözden geçirmemiz için bir uyarıda bulunmuş oluyor.

 

Başka bir ayette görüşmek üzere.

Gökhan

Haftanın Ayeti Dizisinin Önceki ve Sonraki Yazıları<< Haftanın Ayeti (1) : 54 / Kamer Suresi 17. Ayet