ScreenShot007

 

Fondaki müziğin, şefkatimi celbine verdiğim bir cevap; bir çocuğun masumiyetinde gizlenmiş aşka hitaptır:

Not: Müzikle birlikte okunması tavsiye olunur.


Korkma ufaklık!

Herkeste gün batar bazen…  Söner ışıkları ümitlerin…

Ne geldiğin bir yer var gibidir.. ne de gidecek bir evin…

Bükülür boynun.. kalbin ürkek, yorgun ve karışık..

Ne adını bilirsin bunun, ne de ruhun buna alışık..

 

Vakit gece yarısı.. saatler isyana çeyrek var…

Yol karanlık, ıssız..  her köşe başında bir canavar!

Yürürsün bilinmeze..   adımlarını takip eder hislerin..

Arkana bakmak istersin..  izin vermez gözlerine cesaretin…

Yayılırken  hıçkırığın,  taş döşeli sokakların tenhalarında..

En uzakta görünen şey, izin verdiği kadardır sislerin…

 

Ne kadar isterdin, birinin avucunda olsaydı şimdi ellerin..

Yüreği dağlar kadar, huzuru denizlerden engin…

Bir papatyanın son yaprağında gizli bazen,

Bazen ruhu zamanı yaracak kadar zengin…

Sımsıkı kucaklasın isterdin seni şimdi gelip..

Şimdi gelip.. kahramanı olsaydı bu dar geçitlerin!

 

Sokak lambalarının bile boynu bükük, küskün..

Bugün ne ileri gitmek, ne de geri dönmek mümkün !

Kim altına girmeye cesaret eder derken bu yükün..

Bir adamın silüeti belirir.. Boyu uzun, sırtında pelerin…

Seslenir gecenin içinden,  sesi biraz yorgun, kalın ve derin…:

 

Korkma ufaklık!

Zamanın sonunda bir zaman var !

Sen bitti sanırken yeniden başlayan…

Duaların ulaştığı bir rahman var !

Sen arkanı dönsen de ruhunu okşayan…

Çok uzaklarda kapanmamış bir hicran var !

Her an seni duyup, seninle yaşayan…

 

Korkma ufaklık!

Hepimizde gün batar bazen.. Söner ışıkları ümitlerin..

Ta ki güneş yeniden doğsun, yeşersin ucu hayallerin…

 

Gökhan **