rp_10590202-660x330.jpg

İnsan yok olmayı ister mi?  Sonsuz cehennem yerine yok olmak, toprak olmak merhametli bir yaratıcıya daha uygun düşmez miydi?  Sonsuz cehennem adalete ve merhamete uygun mu?

Allah merhametli ise neden kısa bir ömürde işlenen suçlar için sonsuz ve dayanılmaz bir cezaya hükmetmiştir?

İmtihan yazı dizisinin 10. yazısı olarak bu hususu incelemeye çalıştım.

Ana yazı: Her şeyin üstünde 3 soru ve 3 sır

Önceki yazı: Allah cehennemlikleri biliyorsa neden yine de onları yarattı?

1- Ceza olarak sonsuz cehennem yerine yok olmak daha iyi olmaz mıydı?

Sonsuz cehennem düşüncesi pek çoğumuzu derin derin düşünmeye sevk ediyor. Zira, insan sonsuzluk kavramını tam olarak idrak edebilecek bir varlık değil.

Sınırlı bir hayatta yapılanların sınırsız bir ceza gerektiriyor olması, inanan ya da inanmayan insanlar tarafından hep gündeme getirilen bir husus.

Ebedi cehennem konusunun diğer boyutlarını önceki yazılarımda işlemiştim. (Bkz. ilgili yazı) Bu yazıda ise, ebedi cehennem mi yoksa yok olmak mı daha iyi olurdu, Allah’ın merhameti ekseninde bunu ele almaya çalışacağım.

İnsan cehennem yerine yok olmayı ister mi sorusuna cevap bulmak için, olaya tersinden yaklaşarak, insan sonsuz yaşamı ister mi, hayattayken yok olmayı gerçekten ister mi buna bakıp daha sonra cehennemde yok olmayı ister mi sorusuna geçmek istiyorum.

a- İnsanda sonsuz yaşam arzusu var mı?

Bir genelleme yapmak gerekirse insanın içinde sonsuz yaşam arzusunun olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her an içimizde duyduğumuz bu arzu için ayrı bir ispata gerek olmayacağı kanaatindeyim.

İnsan yaşamına  verilen değer, insanın yaşama bağlılığını ortaya koyan bir husustur. Örneğin, elimizi yıkarken bir sürü bakteriyi öldürüyoruz ve bunun için herhangi bir kaygı hissetmiyoruz. Oysa insanın öldürülmesine bu gözle bakmıyoruz. Bunu canilik olarak görüyoruz.

Bunun, kısmen ahlak konusu ile ilgili bir örnek olsa da, insandaki yaşam arzusuna da işaret eden bir örnek olduğunu düşünüyorum. Eğer insanda yaşama arzusu olmasaydı, insanın öldürülmesi de bu derece canilik olarak görülmez, sıradan bir olay olarak görülürdü.

Her insan yaşama sıkı sıkıya bağlı olduğu için ölüm bu kadar acı geliyor.

Diğer bir açıdan bakarsak, tıp biliminin gelişmesi bile tek başına insandaki yaşam arzusunu ortaya koyan bir husus. Daha fazla yaşayabilmek adına her türlü tedaviyi deneyebiliyor insan. Sakat kalsa da, felç olsa da, var olmaya devam etme arzusu galip geliyor.

Öyleyse kabul etmek gerek ki, insanlar sürekli var olmak, bilincini hissetmek istiyor. Bu açık bir gerçek.

b- İnsan yok olmayı neden ister?

Peki yok olmayı isteyen kimse yok mu? Şahsen karşılaşmadım ama internette bu tür yorumlar yapanları görüyorum. Genel olarak insanların yok olma arzusunun psikolojik açıdan çeşitli şekillerde kategorize edilebileceği kanaatindeyim.

Burada tabi ölmeyi istemekle, yok olmayı istemenin farkını da ortaya koymak gerek. Ölmeyi isteyen herkes yok olmayı istiyor sonucu çıkarılamaz.

Elbette her insanın durumu özeldir ama bir genelleme yapmak gerekirse, yok olma isteği şeklinde beliren bu isteğin altındaki temel motivasyonları 3 başlık altında toparlamak mümkün olur sanıyorum:

  • Yaşamın anlamsız olduğunu düşünme
  • Acı ve sıkıntılara dayanamama
  • Var olmanın getirdiği ağırlık hissinden kurtulma

Dikkat edilirse üç neden de esasında gerçekten yok olmayı istemeye dayalı değil.  Var olmanın içindeki rahatsızlık veren hususlara dayalı. Bir başka deyişle, eğer bu rahatsızlıklar giderilmiş olsaydı yok olmak istemeyeceklerdi.

Özetle, buradaki istek yok olma isteğinden çok, var olmanın sorunlarından kurtulma isteği. Aynı kapıya çıkıyor gibi görünse de arada ciddi bir fark var.

Ayrıca, yok olma isteğinin istisna derecesinde az insanın istediği ve çoğunun da bir anlığına istediği bir şey olduğunu da belirtmek gerek.

c- İnsan yokluğun daha iyi olduğuna kanaat getirilebilir mi?

Yokluğu isteme konusunda değinmek istediğim diğer bir husus insanın yokluğu isteme konusundaki samimiyeti. İnanmayan insanlar öldüklerinde yok olacaklarına inanırlar. Bu insanlar içinden yokluğun daha iyi olacağını savunanlar da olabiliyor lakin bu insanların kendilerini öldürerek bu arzularına ulaştıklarını gözlemlemiyoruz.

Bir de felsefi ve psikolojik açıdan yokluk istenebilecek bir şey midir bunu da tartışmak gerek.

İnsan teorik olarak yokluğu düşünebilse dahi, pratik manada yokluğu kavramak oldukça zor. Peki insan tam idrak edemediği bir şeyi gerçekten, samimiyetle isteyebilir mi yoksa istediğini mi sanır?

Daha da ötesinde, yokluğun varlığa tercih edilesi bir durum olduğu ortaya konabilir mi?

İki şey arasında tercih yapabilmek için fiziken veya teorik olarak ikisini de deneyimleyebilme yetisine sahip olmamız gerekir. Biz varlığı sürekli deneyimliyoruz lakin yokluk için bunu söylemek mümkün değil.

Var olduğumuz için varlığı deneyimleme ve algılama imkanına sahibiz ama yok olmayı deneyemiyoruz. Kaldı ki yok olabilsek de yokluk nasıl bir şey diye düşünemezdik.

Zihinsel olarak dahi deneyimleyemediğimiz bir şeyi, gerçekten, tam manasıyla istemenin mümkün olduğunu pek sanmıyorum. Zira, yok olduktan sonra, yok olmanın daha iyi olduğunu söyleyebilme imkanı da yoktur.

Bu durumda, yok olmak daha iyi diyebilmek muhaldir.

Biz ancak, varlık üzerinden yorum yapabilir ve en çok yaşamın zaman zaman ağır geldiğini söyleyebiliriz. Yok olmayı isteğini de bundan bir kaçış isteği olarak değerlendirebiliriz.

d- Cehennemdekiler ne isteyecekler?

Gelelim cehennem yerine yok olmanın istenmesine. Şüphesiz, Kur’an’da tarif edildiği kadarıyla cehennem pek de memnun olunacak bir ortam değil.

İnsan, zihninde cehennem manzaralarını canlandırdığında, hele de sonsuza kadar, bitmeden, tükenmeden bu acıya maruz kaldığını düşündüğünde bu gerçekten ürperti verici geliyor.

Peki Kur’an bize cehennemdekilere dair neler söylüyor. Cehennemdekiler nasıl bir istek içinde olacaklar:

Kur’an bu konuda ne diyor

Kur’an’daki pek çok ayet cehennem azabının şiddetini anlatmak amacıyla, oradakilerin yok olmayı isteyeceklerini söylüyor:

Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler. Furkan, 13

Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık. Nebe, 40

İnkâr edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Fatır, 36

Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar. Taha, 74

Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar. A’la, 13

(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız” der. Zuhruf, 70

Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.  İbrahim, 17

Bu ayetlerden anlıyoruz ki, cehennem azabı, yok olmayı istetecek kadar şiddetlidir. Peki buradaki yok olma arzusunu nasıl ele almalıyız.

Bence buradaki yok olma arzusu da, yok olmanın güzel bir şey olduğundan istenilen bir şey değil, acıdan kurtulmak isteğidir.

e- Allah cehennemi bir süre sonra yok edebilir mi?

Bu başlığı cehennem sonsuz mu şeklinde de atmak mümkün lakin ben tersten yaklaşarak soruyu sormak istedim. Peki bu soruyu sorma amacımız ne?

Cehennemle ilgili ortaya atılan ve bu yazıyı yazmamın arkasında yatan bir düşünce var. Bu, genelde inanmayanlar tarafından dile getirilse de, inanan insanlar tarafından da Allah’ın merhameti bağlamında aklı kurcalayan bir husus olduğu gerçek.

Allah merhametli ise neden kısa bir ömür içinde işlenen suçlar için sonsuz ve dayanılmaz bir cezaya hükmetmiştir?

Bu sorunun bazı kısımlarını İyi insanların inanmadıkları için ebedi cehenneme gitmesi adil mi? isimli yazıda ele aldığımdan o kısımlara burada girmeyeceğim. İlgilenenler bu yazıya bakabilir.

Burada üzerinde durmak istediğim noktaları aşağıda alt başlıklar olarak incelemeye çalıştım.

e.1) Cehennem sonsuz mu?

Bu konu üzerine epey tartışmaların döndüğü bir konu. Esasında, Kur’an’ı düz bir şekilde okuduğumuzda bu sorunun cevabını bulmak zor değil. Çünkü çoğu ayette cehennemliklerin orada ebedi kalacakları söyleniyor. Tıpkı cennetliklerin cennette ebedi kalacakları gibi.

Örnek olarak birkaç ayet vermek gerekirse:

İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Bakara, 39

İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ali İmran, 116

Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. A’raf, 36

Bunlar gibi daha pek çok ayette benzeri ifadeler kullanılmaktadır. Aşağıda bu ayetleri de verdim dileyenler bakabilir.

(2:81, 2:162, 2:217, 2:257, 2:285, 3:88, 4:14, 4:93, 4:169, 5:80, 6:128, 9:17, 9:63, 9:68, 10:26, 10:27, 10:52, 11:107, 13:5, 16:29, 20:101, 21:99, 25:29, 25:69, 32:14, 33:65, 33:103, 39:72, 40:76, 41:28, 43:74, 47:15, 59:17, 64:10, 72:23, 85:17, 98:6)

e.2) Halidin ve Ebeda kelimeleri hangi anlamda kullanılıyor?

Bu ayetlerde ebedi anlamı verilerek çevrilen kelime خَالِدُونَ  (hâlidin) kelimesidir. Bunun kelime anlamı ayrılmayarak çok uzun süre kalmak, ebediyyen kalmak olarak çevriliyor.

Bu kelimenin cehennem ile ilgili geçtiği yerler meallerde cehennemde ebedi kalacaklar şeklinde çevrilmiştir. Aynı kelimenin geçtiği A’raf 176. ayette ise ‘ama o dünyaya saplanıp kaldı‘ şeklinde çevrildiğini de görebiliyoruz.

Bununla birlikte bazı ayetlerde, خَالِدُونَ  ifadesinin anlamını güçlendirecek şekilde خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا (halidina fiha ebeda) ifadesi kullanılmıştır. Bu ifadeyle birlikte, cehennemin ebedi olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Ancak ebeda kelimesinin Kur’an’da başka manalara gelecek şekillerde de kullanıldığını görüyoruz.

e.3) Ebeda kelimesi başka hangi anlamlarda kullanılmaktadır?

Kur’an’da ‘ebeda’ kelimesi sadece cennet veya cehennem hayatının süresi için kullanılmıyor. Başka yerlerde farklı anlamlara gelecek şekilde kullanımlar var:

  • Tevbe 9’da ‘asla’ anlamında: “Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma”
  • Tevbe 108’de ‘asla’ anlamında:  “Onun içinde asla namaz kılma
  • Nur 4’te ‘hiçbir zaman’ anlamında: “Artık onların şahitliğini asla/hiçbir zaman kabul etmeyin.”
  • Ahzab 53’te ‘hiç bir zaman anlamında: “kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen/hiçbir zaman söz konusu olamaz”
  • Haşir 11’de ‘asla’ anlamında: “Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz”
  • Cuma 7’de ‘asla’ anlamında: “yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler”

Görüldüğü üzere, burada ebeda kelimesinin geçtiği yerlerde anlam sonsuza kadar değildir. Çünkü zorunlu sınır olarak dünya hayatı bulunmaktadır. Örneğin Tevbe 9’da ölen kişiye namaz kılma ifadesinin geçerliliği bu dünya hayatı ile sınırlıdır. Ancak yine de burada ebeda kelimesi kullanılmıştır.

Demek oluyor ki, bu ayetlerin tamamında, Ebeda kelimesi sonsuza kadar değil, mümkün olduğu süre boyunca anlamında kullanılmaktadır.

e.4) Öyleyse cehennem hayatı son bulabilir mi?

Yukarıdaki tüm ayetleri dikkate aldığımızda, cehenneme giren birinin oradan çıkamayacağının net olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, ‘ebeda’ kelimesini mümkün olan zaman boyunca şeklinde anlaşılması da mümkün olduğundan, acaba cehennem bir gün yok mu olacak diye bir soru sorabiliriz.

Yukarıdaki izahtan başka olarak iki husus daha bu görüşü destekler nitelikte kabul edilebilir:

-Hud 107

Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. Hud, 107

Burada belirtilen gök ve yerin, dünya hayatındaki gök ve yer olmadığını, İbrahim 48. ayette belirtildiği üzere, kıyametten sonra var edilen yeni yer ve gökler olduğunu hatırlatmak gerek.

Bu ayette Allah, ebedilikle ilgili bir ifadeye daha yer vermiştir. ‘Gökler ve yerler durdukça’ diyerek, bu ebediliğin sınırlandırılabilir olduğunu ifade etmiştir.

Ayrıca, ayette ‘Rabbinin dilemesi başka‘ diyerek, bu ebediliğin sınırlandırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Tabi bu ayete bakıp kesinlikle gökler ve yerler yok edilecektir, yani cehennem de yok edilecektir diyemeyiz. Ancak, böyle bir olasılığın var olduğunu söylemek için yeterli bir kanıtımız olduğunu söylemek mümkün.

-Rahman 26-27

Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. Rahman, 26-27

Allah, zorunlu varlık (vacibül vücud) olarak hem ezeli hem de ebedidir. Yani baki kalacak olan tek varlık üstteki ayette de belirtildiği şekilde sadece Allah’tır. Öyleyse bu durumda, sonsuza kadar cehennemde veya cennette kalacak varlıkların olması bu ayet ile çelişkide diyebilir miyiz?

Ayette dünyadaki her canlı bir gün son bulacak denilmektedir. Bu ayeti dünya hayatının bir gün son bulacağı şeklinde anlamak da mümkün olabilir.  Ancak, Ankebut 57’de Allah her canlının ölümü tadacağını ifade etmiştir. Burada ise, her canlının öleceği değil yok olacağı ifade edilmektedir.

Ayetin devamında baki kalacak olanın sadece Allah olduğu ifade edilerek bu vurgu güçlendirilmiştir.

-Kasas 88

Üsttekine benzer şekilde Kasas 88. ayette Allah’tan başka her şeyin yok olacağı açıkça belirtilmektedir.

Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onun zatından başka her şey yok olacaktır.

Elbette Allah dilerse kullarının da sonsuza kadar yaşamasını murad edebilir.

e.6) Allah cehennemi yok eder mi?

Üstteki iki maddeye bakarak ve daha önce açıklanan ‘ebeda’ kelimesinin farklı anlamlarının olduğunu da dikkate alarak Allah’ın dilerse cehennemi yok edebileceği ihtimalinin olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Cehennemliklere ölme izni verilmeyeceğini ayetlerde görüyoruz ancak cehennem ve içindekilerinin tamamen yok edilmesi bu ayetlerle çelişmemektedir.

Kaldı ki, Nebe 40 ve Furkan 13 ayetlerinde cehennemdekilerin yok olmayı isteyecekleri ifade edilmekte, lakin bunun gerçekleşmeyeceği belirtilmemektedir. Oysa, cehennemdekilerin ölmek isteyeceğini belirten diğer ayetlerde, bu ölümün gerçekleşmeyeceği ayetlerde ifade edilmektedir.

Buraya kadar yapılan değerlendirmelerde şunu diyebiliriz:

  • Cehennemdekiler -Allah öyle dilediği sürece- sonsuza kadar orada kalacaklardır
  • Allah dilerse cehennemi ve içindekileri yok edebilir

2- Sonsuz cehennem ilahi merhamete ve adalete uygun mu?

a- Cehennemliklere sonsuz ömür verilse de suçlarını tekrarlayacaklardır

Sınırlı bir ömür için sınırsız cezanın adaletsiz olduğu iddia edilebiliyor. Lakin, bu durum dünya hayatının, ispat edici bir kesit olmasından kaynaklanmaktadır. Cehennemi hak eden kişiler eğer sonsuz ömürleri olsaydı da suçlarından dönmeyeceklerdi. Bunu Allah aşağıdaki ayette açıkça belirtiyor.

Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. En’am, 27-28

b- İnsanlar uyarılmadıkları cezaya çarptırılmamaktadır

İnsanlar, gönderilen elçiler vasıtasıyla, cehennem cezası ile uyarılmışlardır.  Bunu umursamadan inkara devam ettikleri için cezaya itiraz hakları da bulunmamaktadır. Şayet, hiç uyarılmadan bu ceza ile karşılaşsalardı bu adaletsiz olurdu.

İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. Zümer, 71

Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık. Mülk, 9-10

c- Cehennemdekiler itiraz etmek yerine pişmanlık içinde olacaklar

Cehennemdekilerin kendilerine adaletsizlik yapıldığını ifade ettiklerini görmüyoruz Kur’an’da. Aksine, bu cezayı hak ettiklerinin farkında olduklarına dair ifadeler ve pişmanlıklar görüyoruz:

“Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der. Fecr, 24

Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.” Mülk, 10

Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” Fatır, 37

 Görüleceği üzere, cehennemdekilerin itiraz etmek yerine pişmanlık hali içinde oldukları bu ayetlerde ortaya konmaktadır.

 Daha fazla detay için bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim:

 İlahi Adalet (10) : Sonsuz cehennem adil mi? İnanmayan iyi insanlar neden cehenneme gidiyor?

3- Allah’ın adaletine teslim olmak

Gerek cehennemin içindekileri ile birlikte yok edilmesi olsun, gerekse cehennemin sonsuza kadar devam edecek olması olsun tüm bu hususlar Allah’ın takdirine bağlıdır.  Bizim burada sığınmamız gereken husus, Allah’ın onlarca ayette adil ve merhametli olacağına dair beyanlarıdır.

Kimlerin cehenneme gideceğinden, orada çekilen acıların derecelendirilmesine kadar, Allah’ın, tüm bu aşamalarda merhametle yaklaşacağına dair Kur’an ayetleri bulunmaktadır.  (Önceki yazılarda ayet numaralarını verdiğimden tekrar etmiyorum.)

Kim zerre iyilik yaparsa karşılığını alacağına, kim zerre kötülük yaparsa da karşılığını alacağına göre, Allah’ın kullarını affetmek için tevbe kapısını açık tuttuğuna göre, cehenneme gitmek için gerçekten zorlayarak onu hakedecek şekilde davranmak gerektiğine göre bizim kul olarak yapmamız gereken Allah’ın rızasını kazanma yolunda hareket etmek ve Allah’ın adaletine kendimizi teslim etmek olmalıdır.

Allah, gerçekten cehennemi hakedene, hakkettiği derecede bu azapları yaşatacak ve kullarına kesinlikle zulmeyecek olduğunu çeşitli defalar Kur’an’da belirtiyor.

Sonuç

Sonuç olarak, cehennemdekiler, cehennemle birlikte yok edilecek mi yoksa sonsuza dek orada mı kalacaklar konusunda, yukarda anlatılanlar ışığında ortada bir noktada kalmak ve Allah’ın adaletinin ve merhametinin, herkes için en adil ne olacaksa öyle tecelli edeceğine itimat etmenin en doğru görüş olduğu kanaatindeyim.

Yukardaki tüm ayetler ve hususlar değerlendirildiğinde, Allah aksini dilemedikçe cehennemdekiler orada sonsuza kadar kalacaklardır ancak Allah dilerse cehennemi içindekilerle yok edebilir.

İki seçenekten hangisi geçerli olacaksa olsun, bu durumun Allah’ın adaletini ve merhametini zedelemeyeceğini ve buradan hareketle Allah yoktur gibi bir sonuca gidilemeyeceği görüşünü savunmaktayım.

Her şeyin doğrusunu Allah bilir.

Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır. Bakara, 281

 

Bu yazıda yer almayan kısımlar için (kısa bir ömür için sonsuz cehennem adil mi, inanmayan iyi insanlar neden cehenneme gidiyor vb.): İlahi Adalet (10) : Sonsuz cehennem adil mi? İnanmayan iyi insanlar neden cehenneme gidiyor?

İmtihan dizisindeki tüm yazılar için tıkla

 

Selamlar

Gökhan

İmtihan Dizisinin Önceki ve Sonraki Yazıları<< İmtihan (9): Allah cehennemlikleri biliyorsa neden yine de onları yarattı?İmtihan (11): Hz. Adem yasak meyveyi yemese biz cennette mi olacaktık? >>